AKKOY - AKKÖY
AKKOY - Kerkenezler Yuvası - Eski Taş Evleri - Tütün ve Çilek tarlaları - Milet'in uzantısı
Akköy küçük Asya'nin batısında arkaik Milet Şehri'nin kuzeyinde bir köydür.
İsmi Türkçe'den gelmektedir. Evlerinin duvarları beyaz taşlardan yapıldığı
için Akköy denilmiştir. 1922 yılından önce bu köyde dört bin kadar Yunanlı
yaşıyordu. Bu Yunanlılar, 1770 yılında 26. Padisah III.Mustafa ve Sadrazam
Ivazzade Halil Paşa veya 9. Sadrazam Silahtar Mehmet Pasa zamanında, bu
bölgede, deprem, sıtma, kolera gibi tabii afetler sonucu azalan bölge nüfusunu
takviye etmek ve bölge topraklarını işlenir hale getirmek için Yunanistan'ın
Peloponisu ve Girit yörelerinden getirilen insanlardı.
![]() |
![]() |
![]() |
| Akköy 1973 | Akköy bugün | Tarihi Miras |
Bu
insanlar geldikleri Akköy'de çiftçilik ve bilhassa tütün işlerinden anlayan
insanlardı. Aşağı yukarı geldiklerinden elli altmış yıl sonra 1821'de Yunanistan'ın
egemenliğine kavuşması ile bu insanların bir çoğu tekrar Yunanistan'a belki
de geldikleri Peloponisu ve Girit'e geri döndüler.
Akköy'den ayrılmayanlar ise 150-155 yıl bu köyde yaşayıp çoğaldılar ve nihayet
5 Eylül 1922 günü gün batımına doğru bir kısmı Didim denizinde bekleyen Yunan
gemileri ile bir kısmı da Samsun Dağları yollarında Sisam Adasına ve diğer
yakın Yunan adalarına kaçmak suretiyle Türkiye'yi terk etmişlerdir.
Akköy'de 1870 yılında Yunanistan'dan getirilerek yerleştirilen Yunanlılar
1870 yılında Milet harabelerindeki kazı çalışmaları için gelen Alman arkeologların
yardımı ile bir ilkokul ve öncesinde Ayiyos Georgiya adını verdikleri bir
kilise inşa etmişler.
Yunanca'dan tercüme edilen Eystratiu I.Draku'nun (Mikrasiana Pragmatie, Atina
1988) adlı eserin 41.sayfasında 1884'de Akköy başlığında, Akköy'ün Milet harabelerine
yakın önemli bir yer olduğu burada 200 Hiristiyan ailenin ikamet ettiği burada
güzel bir okul ile güzel bir kilisenin mevcut olduğu, köyün okulunda 40 öğrenci
ve bir öğretmen olduğu, bu öğretmene ayda 200 mecit (bir mecit 20 kuruş idi)
ödendiği, kilisenin Akköy'ün güneybatısında bulunduğu ayrıca bu köyün bir mahallesinde
Hıristiyanların diğer bölgesinde Müslümanların oturduğu bu Müslümanların Balat
Köyü'nden gelip yerleşen otuz zengin ailenin insanları olduğu kaydı bulunmaktadır
Akköy bölgenin en eski köylerinden birisi olmasının yanısıra halende süren
tarımsal faaliyetler nedeni ile de ekonomik ve zirai anlamda önem taşımaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Nahiye Müdürlüğü'nün bulunduğu bir zamanlar
çevre köylerin öğrencilerinin de geldiği okulun ve jandarma karakolunun
yer aldığı Akköy, bugün itibarı ile 450 hane ve 1.400 civarında nüfusa sahiptir.
Gerek Didim'e gerek ise Milet harabelerine yakın olmasına rağmen tarıma dayalı
ekonomisi nedeniyle turistik açıdan gölgede kalmış bulunan Akköy ülkemizin
örnek köylerinden biri olmasının yanında doğal güzellikleri, avcılığa müsait
koyları, henüz keşfedilmemiş irili ufaklı değerleri
ile el değmemiş bölge yaşamını da halen eski yıllarda olduğu gibi sürdüren
şirin bir köydür.
Akköy'de bilhassa romatizmal rahatsızlıklar için sıhhate çok faydalı bir kaynak suyunun mevcut olduğu söyleniyorsa da yoktur.
Çok eskiden Akköyde mandalar varken çobanlar Menderes nehrinin eski yatağındaki bir çamura götürürlermiş hayvanlarını. Bugün Dalyan dediğimiz yer. Bu şifalı çamur, hayvanlar içinde debelendikçe yara-bereleri iyileştirirmiş. Bunu gören bir kaç çoban denemiş kendisinde. Ne derece doğru ne derece uydurma olduğunu anlamak için her ne kadar dolaştıysak da ne şifalı çamura ne de mandaya rastlayabildik. Belli ki mandalarla birlikte çamur da tükenmiş.
Eski Taş Evler
![]() |
![]() |
![]() |
| Akyeniköy yolunda su kemeri | Bir eski mimari | biraz daha bakımlısı |
Gün geçtikçe azalan iyi durumdaki evlerin sayısında bir değişiklik yok.
Bunun temel sebeblerinden bir tanesi ve belki de en önemlisi miras.
Miraslı olduklarından dolayı fazla hatta hiç bakım göremeyen bu evlerin en büyük
düşmanı ne yağmur ne resmi makamlar, bakımsızlık.
Akköy Kütüphane binası
Kayda değer bir örnek restorasyon çalışması olarak dikkat çeker.
1800'lü yıllarda zengin bir tüccarın depo olarak kullandığı binada Mavişehir
Kovela (Halk arasındaki adıyla SuluBatak) limanına gelen guletlerin getirdiği
ingiliz kumaşları, fransız porselenleri ve envai çeşit malzemenin depolandığı
söylenir. Buradan da Menderes kanalıyla Kuşadası ve diğer iç bölgelere
dağıtımı yapılan mallar için Akköy önemli bir ticaret merkezidir o zamanlar.
Hatta bazı kaynaklarda Venediklilerin Komşu Balat köyünde Konsolosluk açmalarına dair yazışmalara da rastlanır.
![]() |
![]() |
|
|||
| Turistler bir köy turunda | Kerkenez kuşları Akköy'de duvar ve saçaklara yaptığı yuvaları taş evlerde seçer | ||||
Kuş Gözlemciliği - Kerkenezler - Tepeli Pelikanlar - Flamingolar
Kerkenezler her yıl aynı zamanda Mart sonu - Nisan Başı Akköy'e gelir ve ürerler.
Eski evlerin Saçakları onlar için çok değerli bir yuvadır. Eskiden Akköylüler evlerini
yaparken özellikle buna dikkat ederlermiş.
Çünkü Kerkenez, çekirge, akrep, yılan vb. diğer canlıları çok avlar.
Tarih boyunca Akköy'de çekirge istilası olmayışının sebebi bu olabilir.
Afrikadan Göç eden Kerkenezler daha sonra tekrar Afrikaya giderler.
Kuş Gözlemcilerinin haritalarının merkezi Akköy Lagünleri, eski Menderes yatağının
olduğu yerdir diyebiliriz.
Çok çeşitte nesli tükenen kuşa da ev sahipliği yapan bu sulak alana Milet yoluna
çıkınca takip eden toprak yoldan Ulaşılır.
Ornitologlar Bafa Gölünden Kafa'ya (Menderes'in denize döküldüğü yer) kadar olan
araziyi adım adım bilirler.
Ingiltereden, Hollanda'dan, Amerikadan, Kanada'dan Türkiye'den Pek çok doğasever
Ellerinde fotoğraf makineleri, dürbünler ve sırt çantalarıyla araçlı yada yaya
buraları gezerler.
Yorgun tütün işçiliğine alternatif olabilecek bir deneme
Tütün rençberliğine gelen kotalardan sonra geçim sıkıntısına giren Akköylü
deneme yanılma yöntemiyle çilek tarımında aradığını bulma yönünde mesafe
katetti.
Tütüne Alternatif arayışlarından birinde Köy için anason ruhsatı alınıp tohumda
getirtildiyse de anason Akköy topraklarını sevmedi.
Çilek tarımına başlayan aileler her geçen yıl ektikleri araziyi genişleterek
ne kadar ustalaştıklarını gösteriyorlar.
Çileğin yanısıra çok çeşitte sebze - meyve de Pazarlarda, yaz aylarında başta Mavişehir'deki
tezgahlarında alıcı buluyor.
Bundan seneler önce mübadeleyle gelenlerden bir kısmı Bursa'da kalmış. Oralardan
Armut çubukları getirmişler. Bursa armudu Akköyde buralardan getirilen
çubuklarla yetiştirilmişse de fazla uzun ömürlü bir ağaç olmadığı için
armut artık dışarıdan geliyor.
Incir yada yemiş... Halk arasında incire yemiş deme alışkanlığı sürüyor. Akköy'de sabahları çiyli bir hava olduğundan kurutmalık
incir yetiştirilmez. Sabah çiği'nin puslu havaların başladığı sonbaharda incirler bozulmaya başlar, taze incir satışları bu mevsimle son bulur.
Lop incir dediğimiz en çok tutan cins bu yörenin inciri sayılır. Sarı lop, kara lop, Bursa karası gibi çeşitleri de vardır. Kara Lop cinsi sonbaharın sonuna kadar devam eder, içi kıpkırmızı, kabuğu bordo rengine yakın siyahtır. Her iki incir de kabuklu yada kabuksuz tüketilebilinir. Sofralıktır, gösterişlidir de lezzetli olduğu kadar.
Yaz gelince meydanlardaki kahvehane önlerinde, yol kenarında sepet sepet satılan bu lop incirin 6-8 tanesi
neredeyse 1 kg gelir. Içinin bal gibi lezzetli olmasının sebebi Akköy arazisindeki su
sıkıntısından kaynaklanır. Pek çok ürün susuz yetiştiği için normalden daha
tatlıdır, lezzetlidir.

Bağlar ve Şarapçılık
Eskiler bu işi çok iyi bilirlermiş. Bağlarını kurarken hesaplarını iyi yaparlarmış. sofralık çeşidi yaz boyunca kesip deniz kenarlarında, sitelerde satıp harçlıklarını çıkararır; evlerinin geçimlerini sağlarlarmış.
Yaz sonunda kalanlardan bir kısmını kurutur diğer şaraplık cinslerle de pekmez, sirke ve şarap yaparlarmış.
Tütünün revaçta olduğu dönemlerde eski bağlar sökülüp tütün ekilmiş ve yeni bağ ekilememiş.
Bağlarda genellikle Razaki, Osmanca, Sultaniye, Hatun Parmağı, Alfons cinsi üzümlere yer vermişler ve nefis şaraplar yapmışlar. Kuru üzümlerden Kompostolar kaynatıp; kış aylarında ısınmışlar...
Akköy'e Nasıl Gidilir ?
Söke'ye giden yada Söke'den gelen Bütün Didim Seyahat Midibusleri (ve Didim'e giden Söke Seyahat otobüsleri) Akköy'den Geçer.
Bodrum'dan geliyorsanız Bafa Gölünden Sonra yokuşu indikten sonraki kavşaktaki Milet tabelasına sola dönünüz. ilk köy Akyeniköy, Akyeniköyden sonra sağlı sollu bağ ve çilek tarlaları olan bir yokuş tırmanınca Akköy geliyor.
Documentary by THALES of Miletus ile ErkinTime
seyahat notları
|
||||||||||||||||||||||||||||
Akköy Pazarı Perşembe Günleri kuruluyor, diğer çevre pazarlarının aksine alabildiğine küçük ve o kadar şirin bir pazar.
Turistik değil, daha çok köylünün ihtiyacına yönelik. Peynir çeşitlerinden deneyiniz. Akköy Kütüphanesi Açık olduğu günlerde gezilebilir. Anayola paralel Kütüphanenin devamında takip eden eski yol sizi yukarıki eski mahalleye götürecek. Tütün tezgahları arasında çalışan köylülerle sohbet edebilir, Zeytinyağ, zeytinyağ sabunu, tarhana, vb. Köy ürünleri satın alabilirsiniz. Mevsime Göre Pelikan, Kerkenez, atmaca, Arı kuşu vb. çeşitlilikte kuş görebilirsiniz.
El Sanatları
Akköy'de geçtiğimiz yaz (2006) Didim Halk Eğitim Merkezi ve Akköy Muhtarlığı önderliğinde Açılan El Sanatları kursu yoğun ilgi gördü. Kursa Katılan ev Hanımları yeni bir meslek sahibi oldular. Akköy Lagününden kesilen hayıt, hasır, saman vb. malzemelerden hasır örme sepetler, şapkalar, plaj altlıkları, kilimler, plaj çantaları görmeye, almaya değer. Kurs sona ermiş olmasına rağmen hanımlar boş vakitlerinde öğrendikleri bu el becerisi sayesinde ev ekonomilerine alternatif bir gelir elde etmeyi düşünüyorlar. CNNTürk televizyonunda yine geçen yaz gösterilen Sahil Günlüğü programının Didim çekimlerinde ekranlarda da görünen dokuma tezgahlarındaki Akköylüler için el sanatları yeni bir umut ışığı oldu da denilebilir. Bu kadar güzel bir tanıtım için CNNTürk - Sahil Günlüğü ekibini tebrik ediyoruz.
Köy içinde yavaş seyrediniz.
Rahat ayakkabılarınız olursa daha iyi.. Fotoğraf çekmeden önce izin alma nezaketini göstermelisiniz. (Sadece Akköy için değil her yer için geçerli aslında)
Köy yolu eski parke kaplı. Dar olduğu için Yaz aylarında aracınız için park yeri bulmanız hem kolay hem de zor. Caminin Karşısında köy meydanı denilen yere aracınızı güvenle bırakabilirsiniz. Okul sokağı eski Milet yolu da park yapmaya müsait alanlardan. trafik neredeyse yok gibi. Akköy - Milet - Didim üçyolu ağzına geldiğinizde karşınızda eski iki katlı bir Rum evi belirecek. Bu gün bahçesinde gözlemeci var. Sol tarafta Cafe Olive var. Tam köşede. Akköyü gezmeden önce daha da bilgilenmek, sanat galerimizi gezmek isterseniz, Cafe Olive'e uğramaktan çekinmeyiniz.
Akköylülerin Salı ve Cuma günleri haftada iki gün olmak üzere Muhtarlık tarafından çöpleri toplanıyor. "Daha Temiz bir Akköy için" sloganıyla verilen bu hizmet aynı zamanda dönüşümsüz atıkların -evsel olsalar bile- tarlalara dökülmesini engelleyici nitelikte... Bu uygulamadan önce ahır pisliklerini kendi tarlalarına boşaltan çiftçilerin beraberinde plastik, cam vb. atıkları da tarlalarının bir kenarına boşaltmaları uzun vadede toksit madde oluşumuna yol açabileceği gerçeğini göz ardı etmeyen Akköy Muhtarlığı; yeni aldıkları traktör ve romörk ile haftanın iki gününü mahalle mahalle dolaşıp köylülerinin çöplerini topluyor...



















